01
AVRUPA BİRLİĞİ - HİBE KREDİ
 
“Avrupa Birliği Hibesi” ifadesini demiryolcu meslektaşlarımız elbet kenardan köşeden bir şekilde duymuştur, özellikle Genel Müdürlükte çalışanlar ile Kocaeli, Karabük, Zonguldak taraflarına çalışanlar... Hatta genel kabul görmüş ifade olarak “hibe kredi” de denilmektedir bu hibeye, her ne kadar kredi ve hibe birbirinden çok farklı olsalar da…
Türkiye’nin 1999’da AB’ye aday ülke olması ve 2005’te de üyelik müzakerelerine başlamasıyla AB-Türkiye arasında mali açıdan ciddi işbirlikleri gerçekleşmeye başlamıştır. Bu işbirliği ulaştırma sektöründe ve özellikle demiryollarında da geliştirilmiştir.
Bu girizgâhtan sonra hemen aklınıza “yeniden yapılanma” gelmesin… Bu işbirliğinin pek bilinmeyen, bilinse de Avrupa Yatırım Bankasından alınan kredilerle karıştırılan hibe kısmından bahsedeceğiz.
 
Mali İşbirliği neyi amaçlıyor?
AB, aday ülkeler için Katılım Öncesi Mali İşbirliği (IPA) adıyla bir araç geliştirmiş ve bu araçla aday ülkelere karşılıksız finansman (hibe) sağlamaktadır ki aday ülkeler kendilerini geliştirsin ve AB standartlarında bir yapı ve kapasiteye ulaşsınlar. Bu yapı kurumsal kapasiteyi geliştirme (personelin işinde uzmanlaşması, bilgi birikiminin oluşturulması, kurumsal yeni yapıların tesisi) olacağı gibi altyapı yatırımları (yeni yollar, limanlar, tesisler yapılması) şeklinde de olabilmektedir.
AB 2007 yılı itibariyle; IPA kapsamında 7 yıllık dönemler için yatırım ve finansman programları hazırlamaya başlamıştır ve bunun ilki olan 2007-2013 dönemi tamamlanmak üzere olup diğer taraftan 2014-2020 dönemi hazırlık çalışmaları da devam etmektedir.
 
AB Hibesinden Nasıl Faydalanıyoruz?
Biz de IPA’dan sağlanan hibeden faydalanmak üzere bir yandan teknik destek (danışmanlık) projeleri yürütürken diğer yandan proje hazırlıklarını kendi başımıza yapabilmek için çalışmaktayız.
Altyapı yatırımlarına yönelik AB’den ortak finanse edip yürüttüğümüz ilk Proje “Irmak – Karabük – Zonguldak Hattının Sinyalizasyonu ve Elektrifikasyonu” etüd-proje işi olmuştur. Bu proje kapsamında güzergâh boyunca ne tür bir iyileştirme yapılması gerektiğine dair fizibilite etüdü yapılmış ve ilk aşamada yolun rehabilite edilmesi ile sinyalizasyon-haberleşme sistemlerinin kurulması kararlaştırılmıştır.
Bu bağlamda Irmak – Karabük – Zonguldak Hattının Rehabilitasyonu ve Sinyalizasyonu – IKZ Projesiiçin yapım ve müşavirlik işlerinin ihale dosyası ile şartnameleri hazırlanmış ve bu süreç 2008 -2009 yıllarında gerçekleşmiştir. İhale hazırlıkları, ihale ilanına çıkılması ve ihale değerlendirmeleri derken Sözleşmeler 2011 yılında imzalanmıştır. 415 km uzunlukta demiryolu hattına sahip bu projenin maliyeti (Yapım – Müşavirlik) yaklaşık 230 Milyon € olup bunun yaklaşık 190 Milyon €’luk kısmı hibe olarak AB’den temin edilmektedir.
2007-2013 döneminde hibe temininde AB bonkör davranmış olupbiz de bundan faydalanmak üzere Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi “Köseköy-Gebze Kesiminin Rehabilitasyonu ve Yeniden İnşası-KGR Projesi” için başvuruda bulunduk. 2009-2010 yılında gerekli başvuru ve hazırlıklar yapılarak, 2011 yılında ihale aşaması tamamlanmış; yapım işleri ve müşavirlik Sözleşmeleri imzalanmıştır.56 km çift hat uzunluğuna sahip bu projenin maliyeti ise(Yapım – Müşavirlik) yaklaşık 155 Milyon € olup bunun yaklaşık 130 Milyon €’luk kısmı hibe olarak AB’den temin edilmektedir.
Bu iki Projenin AB nezdinde önemi
KGR Projesinin Sözleşmesi 14 Ekim 2011 tarihinde imzalanmış ve AB tarafından hibe sağlanan Avrupa’daki en büyük proje olmuştur.  Projenin Yüklenicisi Türk-İtalyan firmaların oluşturduğu Konsorsiyumdur.  IKZ Projesinin Sözleşmesi ise 14 Aralık 2011 tarihinde imzalanmış ve AB tarafından hibe sağlanan Avrupa’daki en büyük proje unvanını KGR projesinden almıştır. IKZ Projesinin Yüklenicisi 2 yerli firmanın Ortak Girişimi olmuştur. Böylece AB tarafından finanse edilen projelerden gelen AB hibeleri geri dönmeyip ülkemizde kalmaya başlamıştır.
 
AB Projeleri Hazırlık Süreci
Her iki projenin geçmiş takvimine bakıldığında dikkatçeken bir hususa değinmekte fayda var. 2008 yılında başlayan proje hazırlıklarından sonra inşaatlar ancak 2011 yılı sonunda başlıyor! Peki neden? AB, proje hazırlıklarına büyük önem vermekte ve gerekli tüm işlerin fizibiliteye ve projeye eklenmesine dikkat etmekte ve iş başladıktan sonra projede değişiklik yapmaya yanaşmamaktadır. Haliyle hazırlanan raporlar, ihale dosyaları ve teknik şartnameler; hazırlanırken geçen zaman kadar ek bir sürede incelenmekte ve gerekli revizeler bu aşamada yapılmaktadır. Ayrıca bu süreçte yıllık bazdane kadar harcama yapılacağının planlanması gerekmektedir. En sonunda tüm bu dokümanlar onaylanıp ihaleye çıkıldığında ise yaklaşık 3 yıllık bir süre geçmiş oluyor.
İş başladıktan sonra da her yıl; planlanan miktarda harcama yapmalıdır aksi halde o yıl için ayrılan hibe yanıyor… Bu durum da hazırlık aşamasında çok iyi planlama yapılmasını gerektiriyor yoksa projeyi yürüten ülke bu işten zararlı çıkıyor hibesini yakarak… Hibenin yanan miktarlarının ulusal katkı olarak o ülke tarafından ayrıca karşılanmasını gerektiriyor, bu da alınacak azami hibenin (IKZ için 190 Milyon €, KGR için 130 Milyon €) düşmesine neden olabiliyor. Neyse ki şimdiye kadar hibe kaybı yaşanmadı…
2013 yılının sonuna geldiğimizde bu iki projede ne aşamadayız?
IKZ Projesinde öncelikli kesimimiz olan Ülkü-Zonguldak arasındaki işlerin Ocak 2014’te tamamlanmasını bekliyoruz. Bu kesimdeki 6 istasyonda yol uzunlukları 750 m. olacak şekilde yol uzatma işi, tüm rayların değiştirilmesi, ilaveten belli kesimlerde yolun altyapısıyla beraber yenilenmesi, drenaj işleri ile gerekli yerlerde balast-eleme ve takviyesi işleri yapılmaktadır. Netice itibariyle proje hızı 120 km/s olacak şekilde işler tamamlanacak; beraberinde ETCS Seviye 1 sinyalizasyon sistemi kurulacaktır. Bu projenin ayrı bir özelliği ise, tüm istasyonlarda anlık yolcu bilgilendirme (anons-elektronik panolar) sisteminin kurulmasıdır. Tüm yolcu peronlar engellilerin erişimine uygun olarak yeniden inşa edilmekte, standart dışı peronlar standartlara uygun hale getirilmekte ve ayrıca gerekli istasyonlarda yaya altgeçitleri yapılması planlanmaktadır. Irmak – Ülkü arasındaki işler ise 2016 Ocak ayında tamamlanacaktır. Bu projenin getirdiği diğer bir kazanım ise, hem karayolunda he demiryolunda seyredebilecek özellikle kamyonet-pickup tarzı 4 aracı temin ederek, bunları yeni kurulan sinyalizasyon ve telekomünikasyon sisteminin bakım-onarım aygıtlarıyla donatıp şefliklerin/müdürlüklerin hizmetine vermek olacaktır. Buradaki temel amaç ise,özellikle karayolu ile erişimin sıkıntılı olduğu kesimlerde, bakım-onarım işlerinin etkin ve hızlı şekilde yapılmasıdır.
KGR Projesinde ise mevcut elektrikli-sinyalli çift hat sökülmüş ve hızlı tren standartlarında yeniden inşa edilmektedir. Bu kesimde de sinyalizasyon sistemi olarak ETCS seviye 1 tesis edilmektedir. Ayrıca Köseköy-Gebze arasında ileride inşa edilecek 3. Hat için gereklilikler KGR projesinde dikkate alınmıştır. Şu an için Köseköy-Gebze arasında çift hat inşa edilmektedir. 3. Hattınise İzmit – Gebze arasında bu çift hattın güneyine inşa edilmesi, Köseköy-İzmit arasında ise güneyde 3. ve 4. hat inşa edilmesi planlanmaktadır.
 
Peki 2014-2020 döneminde ne olacak?
2014-2020 döneminde ise AB’de yaşanan mali sıkıntılar tahsis edilen hibe miktarına yansımış, artık yerli firmaların ihaleleri almaya başlaması ile hibenin Avrupa kökenli firmalara dönmemesinin de etkisiyle istediğimiz miktarda hibe almakta daha zor sınavlar vermekteyiz. Bu dönemde yürütmek istediğimiz ilk projemiz Samsun-Kalın Hattının Modernizasyonu (SaKa) Projesidir. Bu projenin kapsamında yapılabilecek işlerin kararlaştırılması amacıyla şu an fizibilite çalışmaları devam etmektedir. Bu hattın coğrafik ve teknik özellikleri IKZ hattına çok benzemektedir. Planlanan iş kapsamında hattın yenilenmesi, altyapı iyileştirmeleri, sinyalizasyon ve elektrifikasyon tesisi yer almaktadır. Bu yıl için hedefimiz, SaKa Projesinin kapsamını fizibilite sonucuna göre netleştirip ihale dosyası ve teknik şartnamelerin tamamlanmasıdır. Böylelikle 2014 yılı ihale yılımız olacak ve bu yıl içinde Sözleşmeleri imzalayabiliriz.
Eğer ki 2014-2020 dönemi için AB’den daha fazla hibe alabilme durumumuz olursa sırada Malatya-Narlı Hattının Modernizasyonu (MaNa Projesi) ile Alayunt-Afyokarahisar-Konya Hattının Modernizasyon (AlAK Projesi) Projelerini de bu kapsamda değerlendirmeyi planlamaktayız. Bu projelerin hazırlık çalışmalarında devam ediyoruz.
Projeler Nasıl Yürütülüyor?
Öncelikle AB ile ilişkiler kapsamında ülkemizde oluşan yapılanmadan bahsetmekte fayda var.
AB, diplomatik temsilcilik olarak ülkemizde AB Delegasyonu kurmuştur. Projelere ilişkin ilk onaylar bu kurumdan alınmaktadır. Türkiye tarafında ise en önemli sorumluluğu Hazine Müsteşarlığı üstlenmiştir. Gerek AB’den gelen finansman gerekse ulusal katkıdan gelen finansman Hazine bünyesindeki Ulusal Fon’un tasarrufundadır. Ulusal Fon, Merkez Bankasında açtığı hesaplarda bu finansmanları tutmakta ve AB Kurallarına uygun olarak harcamaları yönetmektedir. Hazine aynı zamanda bu projelerin denetim işlerini de yürütmektedir.
Hazine Müsteşarlığı bünyesinde kurulan Merkezi Finans ve İhale Birimi (CFCU) ise ihale ve sözleşme yönetimi ile ödemeleri yapma konularında akredite olmuş kurum olarak AB Projelerini yürütmektedir. Ancak AB Projeleri belli hususlarda uzmanlık gerektirdiğinden, Bakanlığımız bünyesinde yeni bir birim kurulmuş (AB Yatırımları Dairesi Başkanlığı) ve 2013 yılında akredite olarak ulaştırma projelerinin ihale ve sözleşme yönetimi ile harcamalarını yapmakta yetkili kılınmıştır.
Bu yapı altında gerek KGR projesi gerekse IKZ Projesi hiç alışık olmadığımız bir yöntemler yürütülmektedir. Aşamalı olarak süreçleri anlatalım;
İhale Süreci; AB’ninfinanse ettiği projeler KİK’ten muaftır ve AB İhale Prosedürlerine (PRAG) tabidir. İhaleye AB tarafından akredite edilmiş Kurumlar çıkmaktadır ki bu bizde Merkezi Finans ve İhale Birimi nam-ı diğer CFCU olmuştur. İhalelere ise yerli firmalar ile ancak Avrupa kökenli firmalar teklif verebilmekte; projelerde kurulan tüm sistem-ekipmanvb yerli veya Avrupa menşeili olmalıdır. İhaleler 2013 yılı itibariyle Bakanlığımızın akredite olmasından dolayı bundan sonra Bakanlığımızca yapılacaktır.
Yapım Süreci; Sözleşmeler AB tarafından akredite olmuş Kurum ile Yüklenici ve Müşavir firma arasında imzalanmaktadır. Bu bakımdan yapım sözleşmesi, CFCU ile Yüklenici; müşavirlik sözleşmesi ise CFCU ile Müşavir firma arasında imzalanmıştır.
Sözleşmeler FIDIC Sözleşme Koşullarına (Genel ve Özel Koşullar) dayanmakta; KGR Projesi için birim fiyat esasına dayalı FIDIC Kırmızı Kitap; IKZ Projesi için götürü bedel esasına dayalı FIDIC Sarı Kitap uygulanmaktadır.  
Projelerin başında İşveren olan CFCU;2013 yılı başındayetki ve görevlerini Bakanlığımıza devretmiş ve Bakanlığımız İşveren olmuştur. TCDD ise bu sözleşmelere taraf olmayıp, ancak Proje Sahibi ve Faydalanıcı Kuruluş olarak Bakanlıkla beraber işin içerisinde yer almaktadır. Bakanlığımız teknik konularda TCDD görüşünü benimsemekte ve bu doğrultuda Yüklenici ve Müşavir ile Sözleşmeleri yürütmektedir.
 

KÖSEKÖY – GEBZE PROJESİNDEN GÖRÜNÜMLER

 


 

IKZ PROJESİNDEN GÖRÜNÜMLER

 

 

 

SELİM BOLAT

1998  Mezunu
Okunma Sayısı: 3040
resim